15811,53%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,48% 2,32
Araç kiralama sektörü için 2026, teknolojinin olgunlaştığı, rekabetin ise fiyatın ötesine geçtiği bir yıl olacak.
İSTANBUL (İGFA) - 2026 yılına yaklaşırken araç kiralama sektörü, yalnızca araç temin eden bir hizmet alanı olmaktan çıkarak uçtan uca mobilite deneyimi sunan bir yapıya evriliyor. Kullanıcı beklentilerinde hız ve kolaylık ön plana çıkarken, teknolojinin operasyonel süreçlere daha derin entegrasyonu ve filolarda maliyet–verimlilik dengesi sektörün temel dönüşüm eksenlerini oluşturuyor.
Sektör temsilcileri, rekabetin artık yalnızca fiyat üzerinden değil; şeffaflık, güven, süreklilik ve kullanıcı deneyimi üzerinden şekillendiğine dikkat çekiyor.
KÜRESEL PAZARDA GÜÇLÜ BÜYÜME DEVAM EDİYOR
Europcar'ın Türkiye CEO'su Fırat Fidan otomotiv sektörüne dair araç kiralama sektörüne mercek tuttu.
Uluslararası pazar araştırma kuruluşlarının verilerine göre, küresel araç kiralama pazarının 2026 yılında yaklaşık 169 milyar dolar büyüklüğe ulaşmasının beklendiğini kaydeden Fidan, sektörün 2026–2031 döneminde ise yüzde 10,36 bileşik yıllık büyüme oranı ile ilerleyeceği öngörürken, bu tablonun araç kiralama hizmetlerinin küresel mobilite ekosisteminin kalıcı ve büyüyen bir unsuru haline geldiğini ortaya koyduğunu kaydetti.
Türkiye’de araç kiralama sektörü de önemli bir ölçeğe ulaşmış durumda. TOKKDER–NielsenIQ tarafından yayımlanan son rapora göre, operasyonel araç kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 314,7 milyar TL, yönetilen filo büyüklüğü ise 235 bin araç seviyesinde bulunuyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’da dijital rezervasyon, sözleşme ve teslim süreçleri standart hale gelirken; Türkiye’de özellikle havalimanı operasyonlarında dijital kullanıcı deneyiminin oldukça geliştiği görülüyor. Şehir içi noktalarda ise dijital yatırımlar hız kazanıyor. Uzmanlar, bu sürecin önümüzdeki dönemde kullanıcı deneyimini daha da ileri taşıyacağını belirtiyor.
Ancak sektörde gerçek farkı yaratan unsurun yalnızca hız değil, güven olduğuna dikkat çekiliyor. Kullanıcıların süreçleri net biçimde anlamak, ödemelerin gerekçesini bilmek ve gerektiğinde muhatap bulmak istediği vurgulanıyor. 2026 yılında öne çıkacak şirketlerin, teknolojiyi yalnızca verimlilik için değil; şeffaflık ve adalet için kullanan firmalar olacağı ifade ediliyor.
FİLO YÖNETİMİ STRATEJİK BİR KARARA DÖNÜŞTÜ
Araç tedariki, finansman maliyetleri, bakım giderleri ve ikinci el değeri gibi unsurlar, filo yönetimini artık stratejik bir karar alanı haline getiriyor. Elektrikli ve hibrit araçlar filolarda giderek daha fazla yer alırken, bu dönüşümün altyapı, kullanıcı alışkanlıkları ve toplam sahip olma maliyeti ile birlikte yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sektör için 2026 yılı; teknolojinin olgunlaştığı, rekabetin ise fiyatın çok ötesine geçtiği bir dönem olarak görülüyor. Dijital altyapısını güçlendiren, filo ve hasar süreçlerini standartlaştıran, müşteri iletişimini şeffaf şekilde yöneten şirketlerin kalıcı güven sağlayacağı belirtiliyor. Uzmanlara göre, önümüzdeki dönemde asıl farkı yaratan unsur; her temas noktasında tutarlılık, güçlü operasyonel disiplin ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımı olacak.